Bağlanma
Bilimsel doğrulama yakında

Paylaşmamak bencillik mi?

Özet

Parkta yaşanan o an çoğu ebeveyni zorlar: Çocuğunuz oyuncağını göğsüne bastırıp “benim!” diye haykırırken, çevredeki bakışların “ne kadar da bencil” dediğini hissedersiniz. Oysa çocuğunuzun yaptığı şey bir ahlaki tercih değil; yeni keşfettiği bir gerçeği savunmasıdır: “Bu benim, ben de bir ben’im.”

Sahiplenme duygusu bu yaşta bencilliğin değil, benlik gelişiminin sesidir. Çocuk 18 ay civarında kendisini ayrı bir birey olarak tanımaya başlar; “benim” diyebilmesi de tam bu kendilik bilincinden doğar. İlginç olan, “benim” diyen çocuğun kısa süre sonra “senin” demeyi de öğrenmesidir. Yine de araştırmalar bu yaşta çocuğun kendi eşyasının alınmasına itiraz ettiğini, ama başkasının eşyasındaki haksızlığı henüz aynı netlikte fark etmediğini gösteriyor; yani sahipliği bir kural olarak değil, önce kendi üzerinden yaşar.

Gerçek anlamda paylaşabilmek için iki beceri gerekir ve ikisi de bu dönemde henüz olgunlaşmamıştır. İlki, karşısındakinin de bir isteği, ayrı bir iç dünyası olduğunu kavramaktır (zihin kuramı); ikincisi, “şimdi istiyorum” dürtüsünü erteleyebilmektir (dürtü kontrolü). Bu iki yetinin merkezi olan alın bölgesi (prefrontal korteks), yaşamın ilk yıllarında hâlâ inşa hâlindedir. Yani çocuk bilerek vermiyor değildir; beyni henüz vermeyi mümkün kılacak donanımı tamamlamamıştır. Bu nedenle gelişim araştırmaları, kendiliğinden paylaşmanın çoğunlukla 3,5–4 yaş dolaylarında gerçek bir beceriye dönüştüğünü; o yaştan önce zorlamanın ise paylaşmayı değil, yalnızca söz dinlemeyi öğrettiğini söyler.

Şaşırtıcı olan şu: çocuğun sahiplik duygusunu güvenle yaşaması, sonradan paylaşabilmesinin önünü açar. Önce “benim” diyebilen, eşyasının güvende olduğunu bilen çocuk, zamanla “seninle paylaşabilirim” diyecek iç güveni kurar. Bu yüzden ona “paylaş” baskısı yapmak yerine sıra almayı (sırayla oynamayı) deneyebilirsiniz: “Şimdi sıra sende, birazdan arkadaşında” demek paylaşmaya giden köprünün ilk basamağıdır. Kendi paylaştığınız anları sesli dile getirmeniz, çocuğun bir oyuncağı kendiliğinden verdiği nadir anları fark edip adlandırmanız da işe yarayabilir. Bu becerinin çoğu çocukta okul öncesi yıllarda kendiliğinden yerleştiğini hatırlamak ise yükünüzü hafifletebilir.

Bu temadaki diğer yazılar

Öfke nöbetinde çocuğun beyninde ne olur?

Az önce gülen çocuğunuz, yanlış renkteki bardak yüzünden bir anda yere atılıyor, kıpkırmızı kesiliyor, kelimeler yerini çığlığa bırakıyor. Yanında durup "bu kadar küçük bir şey nasıl bu kadar büyüdü" diye şaşırmak çok olağan. Oysa o fırtınanın içinde aslında ne yaşandığını görebilseydiniz, çocuğunuzun size karşı gelmediğini fark ederdiniz.

Rutinler bağlanmayı nasıl destekler?

0–12 ayda rutinlerin asıl değeri katı saatler değil, bebeğe dünyayı biraz daha tahmin edilebilir ve güvenli hissettirmesidir. Bunun için mükemmel uygulanması gerekmez; önemli olan bebeğin ihtiyaç anlarında benzer bir duygusal mesaj alması ve güven bağının gün içinde tekrar tekrar güçlenmesidir.

Doğrulandı · 90

Güvenli bağlanma nedir?

Güvenli bağlanma, mükemmel ebeveynlikten ya da bebeği hiç ağlatmamaktan çok, bebeğin ihtiyaç duyduğunda tekrar tekrar güvenilir bir yanıt almasıyla oluşur. Bazen gecikmek ya da ne istediğini anlayamamak insanidir; daha belirleyici olan kopan anlardan sonra yeniden temas kurabilmektir.

Doğrulandı · 93

Ayrılık kaygısı ne zaman başlar?

Ayrılık kaygısı çoğu zaman bebeğin aşırı bağımlılığından değil, zihinsel ve sosyal farkındalığının gelişmesinden kaynaklanır; yaklaşık 6–9 ay civarında belirginleşebilir, bazı bebeklerde 9–12 ay arasında yoğunlaşır. Sert ayrılıklara zorlamak yerine kısa, öngörülebilir ayrılıklar yardımcı olur.

Doğrulandı · 91
BağlanmaTemalar